|
|
|
Değerli Yelkenci
Dostlarımız,
Genelde sene sonunda yazdığımız "Sene sonu analizimiz" dışında bu seneki DKK
ve DEYH sonrasında sıcağı sıcağına görüşlerimizi yazmak istedik.
Çoğumuzun bildiği gibi bütün ekiplerin özlemle beklediği "güney yarışı" bu
sene 11 Temmuz Cuma günü başladı, 19 Temmuz Cumartesi günü tamamlandı. Son
iki senede olduğu gibi rüzgar bizleri mutlu edecek şekilde kuzeyden
kuvvetlice esti, tüm filo (Korza yatı hariç) birkaç yelken yırtığı vb. ufak
tefek hasarlarla haftayı tamamladı.
Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz üzere, yarışan yelkenli yat filomuz
büyümekte, gelişmekte ve yenilenmekte. Ancak maalesef yarış organizasyonumuz
ve yönetimiz aynı gelişmeye ayak uyduramamakta.
Tüm ekipler işlerini geride bırakıp yada senelik izinlerini kullanıp bu 8
günü yarış için ayırıyor. Birçok ekip sadece yarışanlarıyla değil, lojistik
ekibiyle, ekipleri karadan takip eden aile bireyleriyle büyük bir maddi,
manevi özveri gösteriyorlar.
Yine daha önceden belirttiğimiz gibi Bozcaada 60 teknelik bir filonun
konaklayabileceği bir yer değil. Önümüzdeki senelerde bu etabın
kaldırılarak, örnek olarak doğrudan Çeşme olacak şekilde değiştirilmesi
taraftarıyız.
İlk iki etap doğal start hatlarıyla bağlayıp bittiği için yönetimde herhangi
bir sorun olmuyor ama 3. açıkdeniz yarışının bitiş mevkii ve koyiçi
yarışları için emek harcamak gerektiriyor.
Yine daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz üzere bu sene Çeşme-Turgutreis
etabında finiş hattı dışarıya taşındı ve böylece tekneler son birkaç mili
rüzgar düşsede bitirebildi. Aksi takdirde, tüm finiş süreleri son birkaç mil
sebebiyle çok daha fazla uzayacaktı. Finiş hattının Çavuş ada dışarısına
alınması gayet iyi bir uygulamaydı.
Koy içi yarışlarında ilk gün hava Çavuş adası ve Kardak kayalıkları
etrafında (ilk gün rotası) sağnaklarda 26knots, koy içinde ortalama 20knots
eserken, yarış komitesi günün tüm yarışlarını saat 10:15 itibariyle iptal
etti. Daha öncede sitemizde belirttiğimiz üzere, biz ve birkaç tekne denize
çıkarak yarış parkurunda antrenman yaptık. Beklentimiz ve olması gereken en
azından öğlen yada öğleden sonra saatlerini bekliyerek havayı kontrol etmek
ve sonrasında ona göre karar vermekti.
Bizler bu yarışlara plaja veya havuza girmek için gitmiyoruz. Ekip olarak
bir hafta boyunca doya doya yarışmak, yelken yapmak için ordayız. İptal
kararı için yapılan açıklamada belirtilen, hasar görebileceğini söyleyen
küçük tekneler ise zaten koy içi yarışlarına katılmıyorlar. İstanbuldan
Boğruma kadar teknelerini emniyetli bir şekilde filo içerisinde getirmek
için açık deniz yarışlarına katılıyorlar.
Yarış sonuçlarından istatistik çıkarmamız gerekirse,
IRC 1 sınıfında 24 kayıtlı tekneden 15'i
IRC 2 sınıfında 19 kayıtlı tekneden 15'i
koy içi yarışlarına girmiş.
Şimdi birde emniyet tedbiri sebebiyle bu tip havalarda yarışmak istemiyor
denen diğer sınıflardaki katılıma bakalım.
IRC 3 sınıfında 6 kayıtlı teknede 3'ü,
IRC 4 sınıfında 4 kayıtlı teknede 1'i katılırken,
IRC 5 sınıfında kayıtlı 1 tekne hiç yarışlara katılmamış.
Bu arada İstanbul-Bozcaade etabında birçok tekne 30knots ve üzeri,
Bozcaada-Çeşme etabında yine 30 knots civarı ve Çeşme-Bodrum etabında 20
üzeri rüzgarları gördü. Koy içinde yarış yapılmayan günde rüzgar bunların
hiçbirinden fazla değildi.
Bizlerde yarışçılığa çoğumuzun olduğu gibi ufak bir gezi teknesiyle
başladık. Onun için ufak teknelerin sorunlarını en iyi anlayanların başında
geliyoruz. Yarışları yönetenlerin ufak tekneleri desteklemesi gerekçesiyle
yarış yapmamaları aslında yelkenciliğimizin gelişmesini durdurmaktan başka
birşey değildir.
Dünyanın hiç bir yerinde uygulaması olmayan, start komitesinin iskelede,
start şamandırasının sancakta olduğu bir startla koy içi yarışlarının
startları verildi. Start kerteriz bayrağının hattın iskele tarafındaki koca
Sahil Güvenlik botunun ortasında olması itibariyle büyük bir kazanın
yaşanmaması gerçekten çok büyük şanstı. Amerikayı yeniden keşfetmek yerine
ISAF'ın yarış yönetimindeki önerilerini uygulasak aslında amacımıza çok daha
kolay ulaşacağız.
Bir diğer konu da start ile finiş hatlarının aynı olması. Bu kadar sürat
farkı olan geniş yelpazeli bir filoda yarış aralarındaki bekleme süresini
azaltmak için start ile finiş hatlarını ayrırmak çok daha mantıklı olurdu.
Cuma günü yapılmaya çalışılan 3. koyiçi yarışı olan Çavuşada, dön-gel
yarışının startı öncesi havanın tam anlamıyla start hattı etrafında sıfır
olması ve buna rağmen komitenin hiç bir tepki vermeden start işlemine devam
etmesi birçok tekne tarafından tepki topladı ve VHF kanal 73 den protesto
edildi. Start verilmeden önce yarış tehir edilseydi, 5-10 dakika bekleyip
parkurun diğer tüm kısımlarında olan rüzgarla yeniden start verilebilirdi.
Ama iptal, abandone nedense Türkiye'de daha çok uygulanan bir seçenek
oluyor.
Son gün komite start hattını biraz daha açığa taşımıştı. Böylece hatta biraz
daha rüzgar olabildi ve hava koşullarının el verdiğince son gün yarışı
tamamlandı.
Kupa töreni tüm yarışanlar için eğlenceli bir ortam olması gerekirken,
sahnenin iki yanında dizilmiş raflardaki onlarca kupanın dağıtılmaya
çalışılmasıyla işkence oldu.
Bunlarıda yine daha önce yazmıştık ama yineleyelim. Bir yarışın ilk üçüne
ödül vermek tüm dünyada, tüm spor dallarında uygulanan sitemdir. Bildiğimiz
kadarıyla birkaç yüz katılımcısı olan optimist şampiyonalarında ilk 5
sporcuya ödül verilir. Onun dışındaki sınıflarda sadece ilk 3 ödül alır.
Dokuzunculuk, onunculuk ödülü alanlar acaba kupa aldıklarına seviniyor, o
kupanın onlar için bir anlamı oluyor mu? Hiç sanmıyoruz. Ayrıca ilk üçe
kalan teknelerin de başarısı bu hengame arasında kaybolup gidiyor. Halbuki
ilk üç olan başarılı teknelerin farkı bir yeri olmalı. Dördüncü, beşinci
olan tekneler, ilk üçe girip podyuma çıkma zevkini almak için uğraşma isteği
duymalıdır. Neredeyse yarışa katılan her teknenin kupa aldığı bir kupa
töreninde kimin kaçıncı olduğunu takip etmek biz yarışanlar için bile
zorken, dışarıdan gelen dostlar, arkadaşlar, görevliler hiç ama hiç birşey
anlamıyordu.
Kupa töreninde binlerce ufak 8x10cm tahta parçası üzerinde pirinç işleme
birşeyler vardı. Bu bahsettiğimiz yarış gibi yaklaşık 70 tekneyle yapılan
Türkiyenin en büyük açık deniz yarışı ve yelken haftasını minicik ödüller (
herkese verildiğinden olsa gerek) ve yarışanlar haricinde kimsenin kimin
birinci olduğunu bilemediği bir törenle kapattık. Kupa ve törenleri
gerçekten adına yakışacak gibi olmalıdır.
Gecenin sonunda Oğuzhan Too teknesi eşantiyon ödülünü alırken törende
herhalde 30 yada 40 kişi kalmıştı. Üstelik kupayı bize takdim eden Sn.
Komutan bile biz söylemesek şampiyon tekne olduğumuzu bilmiyordu!!!
Çeşme ve Bodrumdaki yarış dışında karada etkinlik nerdeyse yoktu. İki kupa
töreni de sönük geçti. Ancak bunun sebebi çoğumuz tarafından biliniyor.
Umarız seneye organizasyonun bu tarafı daha iyi hazırlanır.
Yine bir yarış haftası geldi geçti. Bizlerse maalesef aynı hataları
tekrarlayıp, yerimizde saymaktan ve komik uygulamalarla yabancıları
kendimize güldürmekten başka birşey yapmıyoruz. Kurallar sabit ve denenmiş,
birçok şeyi yeniden keşfetmeye, kendimiz ilginç fikirler üretmeye çalışmadan
standartlar içerisinde yarışlarımızı yaparsak hem çok daha keyifli hem çok
daha kaliteli yarışlar yapmış olacağız. Yenilenmeye hemen başlamak gerek.
Belki başlarda birtakım sorunlar çıksada bizler uluslararası seviyede
yarışlar düzenlemek için, bu seviyede yarışmak için bazı zorluklara göğüs
germeliyiz. Yurt dışına göre çok gerilerde olan ve gelişmeyen
yelkenciliğimizi, ahbap çavuş ilişkisi içerisinde değil, denenmiş ve
doğruluğu ispatlanmış kurallar çerçevesinde ileriye doğru götürebiliriz.
Biz takım olarak yelkenciliğim gelişmesi için yaptığımız çalışmalara devam
edeceğiz ve desteğimizi sürdüreceğiz. Türkiyedeki yatçılığı uluslararası
platforma taşımak için geçen sene başlattığımız ve Oğuzhan Junior isimli
teknemizle katıldığımız Porto Cervo'da yapılan Mumm 30 Dünya şampiyonası ve
Venedikte yapılan Mumm 30 Avrupa şampiyonasından sonra Haziran ayında
Amerikada satın aldığımız ikinci Farr 40 teknemizle ise Farr 40 Kuzey
Amerika şampiyonası , Keywest haftası ve 2009 Haziran ayında Sardunya'da
yapılacak olan Farr 40 Dünya şampiyonasına katılmayı planlamaktayız. Bu
projemiz ile ilgili açıklamarımızı yakında sitemizden duyuracağız.
Son olarak her ne kadar Türkiye'in en önemli yat yarışı ve yat yarış haftası
olarak gördüğümüz DKK ve DEYH birleşimi medyada yer bulmasada, ödül
töreninde kimin hangi sınıfta kaçıncı olduğu anlaşılamasa da burada Team
Oğuzhan teknelerinden Oğuzhan Junior DKK'yı kazandı. Oğuzhan Too dördüncü
oldu. Doğu Ege Yelken Haftası'nı ise Team Oğuzhan Tekneleri birinci ve
ikinci sıraları paylaştı. Oğuzhan Too şampiyon, Oğuzhan Junior ise ikinci
olarak haftayı tamamladı.


|